
Akşam yemeği için yer seçiliyor. Biri soruyor: “Nereye gidelim?” Sen hiç düşünmeden cevap veriyorsun: “Fark etmez, sen seç.”
Bu cümle o kadar sıradan ki çoğumuz üzerinde durmayız. Oysa bazen bu iki kelimenin arkasında kararsızlıktan çok daha ilginç bir şey saklanır. Bu yazıda o şeye bakıyoruz; hem davranışın kendisine hem de şu sıralar Güneş’in bulunduğu burca.
Kararsızlık mı, sorumluluktan kaçış mı?
“Fark etmez” diyen herkes gerçekten kararsız değildir. Çoğu zaman kişi ne istediğini bilir. Restoranı da, filmi de, tatil yerini de içinden çoktan seçmiştir.
Onu durduran şey seçim değil, seçimin ardından gelenlerdir. Çünkü seçen, sonuçtan da sorumlu olur. Yemek kötü çıkarsa, film sıkıcıysa, plan tutmazsa bakışlar seçene döner.
Bu yüzden “fark etmez” bazen bir tercih değil, bir hesaptır:
- İsteğini söylersen reddedilme ihtimalini göze alman gerekir.
- Seçersen memnuniyetsizliğin yükünü taşırsın.
- Karşındakine bırakırsan ortam sakin kalır ama senin isteğin masaya hiç gelmez.
Aslında mesele kararsızlık değil. Kendi isteğini masaya koymanın bedelini hesaplamak.
Kaynak: Güneş Terazi’de “düşüşte”
Güneş her yıl Eylül’ün son haftasında Terazi burcuna geçer ve yaklaşık bir ay orada kalır. Bu geçiş, sonbahar ekinoksuyla aynı güne denk gelir.
Helenistik astrolojide her gezegenin “yüceldiği” (Yunanca hypsoma) ve “düştüğü” (tapeinoma) bir burç vardır. Güneş için yücelim burcu Koç, düşüş burcu ise tam karşısındaki Terazi’dir. Bu eşleşme Dorotheus, Vettius Valens ve Batlamyus gibi klasik yazarlarda ortak olarak yer alır.
Batlamyus Tetrabiblos‘ta bu sıralamanın gerekçesini mevsimlere dayandırır. Koç’ta Güneş kuzey ve “yüksek” yarım daireye geçmeye başlar; günler uzar ve ısısı artar. Terazi’de ise güney ve “alçak” yarım daireye iner; günler kısalmaya, ışığın gücü azalmaya başlar.
Yani klasik metinlerde “düşüş”, Güneş’in kendi niteliklerini en zayıf ifade edebildiği yeri anlatır. Bu bir ceza ya da kötü talih kaydı değildir.
Kuzey yarımküre notu: Batlamyus’un mevsim gerekçesi, klasik astrolojinin doğduğu Akdeniz dünyasının gökyüzüne göre kurulmuştur.
AstroGül yorumu: “ben” ile “terazi” arasında
Buradan sonrası kaynak değil, benim yorumum.
Güneş haritada “ben”i anlatır: kim olduğumu, ne istediğimi, nerede görünmek istediğimi. Terazi ise tartmanın burcudur: karşımdakini, dengeyi, adaleti, “herkes için ne uygun?” sorusunu öne koyar.
Bu iki ilke yan yana geldiğinde bir gerilim doğabilir. “Ben” kendini ifade etmek ister; terazi ise önce kefeleri dengelemek ister. Bu tema, haritasında Terazi vurgusu olan kişilerde sıkça karşımıza çıkabilir: “Ben ne istiyorum?” sorusu, “Herkes için ne uygun?” sorusunun arkasında kalır.
Bu bir kusur değil. Başkasını görebilmek, ilişki kurabilmek, adil olabilmek değerli yetenekler. Mesele, bu yeteneklerin kişinin kendi sesini susturmaya başladığı yerde ortaya çıkar.
Tek bir gösterge bir insanı açıklamaz. Bu ilkenin haritada nasıl çalıştığı, Güneş’in ve Venüs’ün durumuna, evlere ve diğer göstergelerle kurduğu ilişkiye göre değişir.
Bu dönemde küçük bir deney
Güneş Terazi’deyken bu gerilimi fark etmek için iyi bir zaman. Haritanda Terazi vurgusu olsun ya da olmasın, bu hafta şunu dene:
- “Fark etmez” dediğin anları fark et. Sadece say, değiştirmeye çalışma.
- Bir kez, küçük bir konuda “Ben şunu istiyorum” de. Yemek, film, buluşma saati olabilir.
- O an bedeninde ve içinde ne olduğuna bak. Rahatlama mı, gerginlik mi, suçluluk mu?
Bu deneyin amacı her seferinde öne geçmek değil. Ne zaman gerçekten fark etmediğini, ne zaman söylemenin zor geldiğini ayırt edebilmek.
Son bir soru
Bir dahaki “fark etmez” dediğinde kendine sor: Gerçekten fark etmiyor mu, yoksa söylemek mi zor geliyor?
Cevabın hangisiyse, o cevap haritanda da bir yere işaret ediyor olabilir.
